Yıllardır "Hocam , hala okulda mısınız " diyen öğrencilerimin üzülmesini istemem ama artık demir almak günü geldi...Bu bir gün olacaktı.Acı sona adım adım yaklaştık ve ben bizzat kendim okulumun gelecek yıllardaki başarısızlığının acısını içimde duyarak , içim kan ağlayarak "devrin değer yargılarındaki sapmaları " görüp "bab-ı okul"dan ayrıldım.Hayatım bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçmedi.Mesleğe başladığım günlerdeki ter ü taze dönemlerimi düşünüp hayıflanmadım.Ancak kimi zamanlarda burun direğimdeki sızlamanın nedenini çözemedim...Bir açıklaması vardır zaar..
Diabetüs mellitusun en belirgin özelliklerinden biri de kimi dönemlerde hastanın kimseyle iletişim kurmak istememesiymiş.Bu durum bende sıkça var idi.Kimselerle iletişmek istemediğim çok zamanlar olmuş idi.Hele de branşımın edebiyat olduğunu öğrenenlerin "hojağm,ben o failatün failünleri hiç sevmezdim,hala var mı onlar "demeleri beni ziyadesiyle üzer idi.Nezaketen geçiştirdiğim olmuştur,"yok artık okutmuyoruz"cinsinden...İtiraf ediyorum onlara hep Sümbülzade Vehbi Efendi nin "Azm-i hamam idelüm..."le başlayan şiirini okumak istemişimdir. Aruzun imkanlarını tanımaları açısından."Ay ne çok sanatçı var , insan karıştırıyor vallahi" diyenlere de Refik Halid in neden Karay soyadını aldığını açıklamak istemişimdir.Karışıklığı bir nebze olsun gidermek bakımından.Şimdi iletişime açığım Ne güzel....İşte yazının büyüsü bu.Söz gibi uçmuyor.Yaşasın halkların iletişilebilirliği...Misal vemek gerekirse bir önceki tümcenin son sözcüğünü dile dökmek zorken yazıya döşemek daha kolay olmuştur.O zaman bir daha haykırak YAŞASIN HALKLARIN YAZILI İLETİŞMESİ.
27 Haziran 2011 Pazartesi
22 Haziran 2011 Çarşamba
BALKANLARIN VE ORTADOĞU nun EN İYİ ÖĞRETMENİ.....
Doktorlar mesleklerini gizlerler.Malumunuz halkımın her zerresinin acıyan,yaralı bir yeri vardır.Tedaviyi de ayak üstü ,tahlilsiz , az acılı sıraya girmeden yaptırmak isterler.Bundan sebep dr. görünce dertlerini anlatmaya başlarlar...Vesselam dr.luk zor zanaat...
Öğretmenlik ise -çoğunlukla bir yaşam biçimi olarak algılansa da-en az doktorluk kadar zordur.Meşakkatlidir.Gençlerle bir arada olmak hastalarla bir arada olmaktan daha çekici görünebilir.Ancaaaaaak...Hasta olan öğrenci ile uğraşmak -tıp diplomanız yoksa-acık zor olabilir.Hadi hasta öğrenciyi geçtim bir de hastalıklı veli-öğretmen güruhu vardır ki tadından yenmez.Öğretmen ego dağlarında gezmektedir.Kendinin o kuruma ödül olarak verildiğini düşünür.Bütün aptalları hizaya sokacaktır.İdare öğretmenler öğrenciler kamusu bu ödülden nasibini alacaktır.Beden dili de ego ile eşgüdümlüdür.Aslına bakarsanız bu tipleri beyaz önlüklü diğer güruhta da görürsünüz.Dr. taifesinde de "tüm ameliyatları ben yapıyorum.Ben olmasam bu hastane yürümez."edasıyla dolaşırlar.Eğitim neferleri ise -onlara Nefertiti dense yeridir-tatminsizlikleriyle çevreye şimşekler saçarlar.Velileri tebaası sanan bu öğretmenler kimi zaman meslektaşlarını da gedaları olarak görüp bir Adelhayt a dönüşürler.Ne desek boş...Öğretmenlik de zor zanaat vesselam.
Hamiş.İş bu yazıda, gönderme,dokundurma,ima.vb...yapılmamıştır.
Öğretmenlik ise -çoğunlukla bir yaşam biçimi olarak algılansa da-en az doktorluk kadar zordur.Meşakkatlidir.Gençlerle bir arada olmak hastalarla bir arada olmaktan daha çekici görünebilir.Ancaaaaaak...Hasta olan öğrenci ile uğraşmak -tıp diplomanız yoksa-acık zor olabilir.Hadi hasta öğrenciyi geçtim bir de hastalıklı veli-öğretmen güruhu vardır ki tadından yenmez.Öğretmen ego dağlarında gezmektedir.Kendinin o kuruma ödül olarak verildiğini düşünür.Bütün aptalları hizaya sokacaktır.İdare öğretmenler öğrenciler kamusu bu ödülden nasibini alacaktır.Beden dili de ego ile eşgüdümlüdür.Aslına bakarsanız bu tipleri beyaz önlüklü diğer güruhta da görürsünüz.Dr. taifesinde de "tüm ameliyatları ben yapıyorum.Ben olmasam bu hastane yürümez."edasıyla dolaşırlar.Eğitim neferleri ise -onlara Nefertiti dense yeridir-tatminsizlikleriyle çevreye şimşekler saçarlar.Velileri tebaası sanan bu öğretmenler kimi zaman meslektaşlarını da gedaları olarak görüp bir Adelhayt a dönüşürler.Ne desek boş...Öğretmenlik de zor zanaat vesselam.
Hamiş.İş bu yazıda, gönderme,dokundurma,ima.vb...yapılmamıştır.
15 Haziran 2011 Çarşamba
HASAN BOĞULDU
Yazımı sade nesir örneği olarak sunuyorum.Zamanım az işim çok olduğu için değil.Artık işim az -hatta yok- zamanım gani....Burada fotolar konuşsun istedim.
3 Haziran 2011 Cuma
BİZ GİDERİZ ORMANA HEY ORMANA
Karlı bir kış günüydü.Birden yollara dökülme isteğimiz deberdi.Kendimizi bir minibüsün içinde yaşını başını almış ağır oturaklı bir emekli ortamında bulduk.İlk molada kara kışa ,kurda kuşa yem olmayalım diye serpme kahvaltı istedik.Serpmeleri zaman aldı.Burada ekibimiz nasılsa gelir umudunu yitirmemiş,iyimserliğini korumuştur.(Baştaki beyefendi hariç.)Dikkat edilirse herkesin mutluluğu yüzünden okunabilir.
Ekip rotayı saptıyor.Olası tehlikelere karşı görev dağılımı yapıyor.Yangında ilk kurtarılacakları belirliyor.
Yol durumu için aşağıdaki rancır görevlendiriliyor.
Bu ormanı keşfe çıkan rancırımız İzleri izliyor....Ve birden
Ormanda iki periyle karşılaşıyor.Bunların "yangında ilk kurtarılacak " tarihi periler olduğunu o saat anlıyor.
Ürküyor ancak doğada böyle hoş sürprizlerin oluşu ürküntüsünü gideriyor.
Bu arada peri başı "madem ormana geldik bir niyaz edelim kucaklaşalım" diyor.
Teklif kabul görüyor.Önce küçük gruplar halinde sonra da kitlesel bir biçimde ağaçla kucaklaşılıyor.
Aşağıda kucaklaşma ve doğayla bütünleşme anını görüyorsunuzBüyük ırmaklar ve alıcı kuşlar gözlemleniyor
Irmak hakikatten büyük.
Ööööyle akıyor işte n'apsınAkmaya devam....
Dağlarda kar devam.Rakım çok fazla..
Ekibimiz bir ara zirveye çıkası oluyor ,ancak "biz zaten zirvedeyiz" diyerek çarçabuk toparlanıyor.
Yine yeniden bu sefer biraz daha toplaşarak ağacı çevreliyor.Vazifelerini yerine getirmenin haklı gururuyla kamerayı müstehzi bir vakurla süzüyorlar.
Ormanda peri görüp ürken çocuğun kaygısı azalıyor
Ormanda peri görmemiş,yaşamında kar görmemiş ekip üyesi ise bir dahaki orman turunda yanımıza eldiven almak gerektiğini haykırırcasına kameraya bakıyor ve hala ağaca sarılı bekleyen ebeveynlerine doğru hızla uzaklaşıyor
Kaydol:
Yorumlar (Atom)














